Meme Büyütme Ameliyat (Silikon ile Meme Büyütme)

Günümüzde göğüs büyültme ameliyatında kullanılan tek geçerli olan yöntem meme protezi ile büyütmedir.

Meme büyütme ameliyatlarında temel prensip içi silikon dolu bir protezin göğüs altına yerleştirilmesinden ibarettir. Bu değişik şekillerde yapılır.

Protezin yeri: Protezler ya göğüs kasının altına, ya da kas üzerine ve meme bezlerinin hemen altına konur.

Kas altına konulan protezlerin doğallığı daha az olur. Ancak kas altı protezleri kasın altında daha güvenlidir. Kas hem protezi korur hem de bir komplikasyon olarak kabul ettiğimiz “kapsül” gelişme ihtimalini azaltır.. Kas üstü protezler biraz daha yüzeysel durur ama görünümleri dah doğaldır.

Kesi yerleri; Meme protezi üç değişik yere yapılan kesi ile konur.

Koltuk altı kesimi: Koltuk altı bölgesinde 3-4 santimetrelik bir kesi yapılarak protez kas altına yerleştirilir. Altı ay sonra bu iz tamamen kaybolur. Bu yöntem diğer yöntemlere göre daha zor bir yöntem olup deneyimli plastik cerrahlar tarafından tercih edilir. Bu yöntemde içi serum fizyolojik ile doldurulan protezler (saline filled)uygulanır. Bu yöntem daha çok genç teenage kızlarda meme dokularına zarar vermemek için ideal bir yöntemdir. Ayrıca bu yöntem ile silikon dolu protezleri uygulamak oldukça zordur ve anatomik, asimetrik ya da titanyum protezler kullanılamaz..

Meme ucu kesimi: Meme başının renkli kısmın cilt ile birleştiği yerden yarım ay şeklinde bir kesi ile protez konulabilir. Genellikle kalan iz belli belirsiz olur. Bu teknikte geçici meme ucu his kaybı ve emzirmede problem yaşanması ihtimali olma olasılığı az ihtimalli olsa da vardır. Bu kesi ile hem kas altına hem de kas üstüne protezi yerleştirmek olasıdır.

Göğüs altı kesimi: Memenin altındaki doğal katlantı çizgisinden 3 – 5 cm lik bir kesi ile protez konulur. İyi ve kaliteli cildi olan kişilerde ciltte çok az iz kalır ve bu iz meme altı katlantı çizgisi içerisinde saklanır.

Karşılaşabilecek Sorunlar; Karşılaşabilecek sorunları protezden ve ameliyattan olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

Ameliyata bağlı sorunlar: Her ameliyatta olabilen kanama ve enfeksiyon burada da mümkün. Bunlar çok nadir görülen sorunlar olmasına rağmen her zaman olasılık dahilindedirler. İyi bir cerrahi girişimde bu sorunlar neredeyse yok gibidir.

Protezlere bağlı sorunlar: Vücut silikon kaplı protezleri yabancı bir cisim gibi kabul kabul eder. Proteze karşı bir reaksiyon gelişir ve protez etrafında çok ince bir bariyer oluşur. Nadir durumlarda bu reaksiyon çok abartılı seyreder ve bariyer kalınlaşarak “kapsül” dediğimiz sert bir yapıya dönüşür. Kapsül eğer ileri derecede ise meme şekli bozulur ve tedavi edilmesi gerekebilir. Ameliyatsız tedaviler cevap vermezse en son çare olarak protez çıkarılabilir. Ama kapsüllerin çoğu bu aşamaya gelmeden tedavi edilebilirler ve protezleri çıkarmak gerekmez. Protezlerin pütürlü yüzeyli olması ve kas altında durmaları kapsül riskini azaltırken ameliyat sırasında hematom ve dışarıdan fark edilemeyecek hafif enfeksiyonlar olması, cerrahi eldiven pudrası gibi kimyasal yabancı maddelerin kapsül riskini arttırabileceği kabul edilir.

Protezlerin “patlaması” da medyada sıkça sansasyonel haberlere konu olmasına rağmen pek olasılık dahilinde değil. Protezler üzerlerinden kamyon geçse bile patlamayacak kadar sağlamdırlar. Sadece keskin ya da sivri bir cisimle delinebilirler. Bazı protezlerin zaman içerisinde kendiliğinden yırtılabileceği gösterilmişse de bu hem nadirdir hem de yeni nesil protezlerde bu olasılık düşmüştür.

Meme protezi olan bir anne bebeğini emzirebilir. Protezler meme bezinin altına konulur böylece ne süt bezlerini ne de süt kanallarını bozmaz. Ancak protezin konma şekli yani kesi yeri ve uygalanan teknik önemlidir. Meme ucundan yapılan kesimlerden sonra böyle bir risk daha fazladır. Ancak dikkatli bir teknikle bu sorun ortadan kalkar.

Meme protezi kanser yapmaz. Amerika’da bu konu yıllarca FDA tarafından araştırıldı ve protezlerin kansere neden olmadığı kesin olarak kanıtlandı ve FDA yeniden silikon protez kullanımını serbest bıraktı.

Ameliyat sonrası meme hafif baskılı bandaj pansumanla sarılır. Hasta kendine geldiğinde isterse aynı gün taburcu olabilir ve 3-4 gün sonra işine dönebilir. İlk gece nispeten sıkıntılı geçebilir. Genellikle ağızdan alınacak basit bir ağrı kesici yeterli olur. Bu ameliyat ciddi morluk ve şişliklerin beklenmediği bir girişimdir. Hastalar genellikle ilk 3-4 gün kol hareketlerinde biraz ağrı hissederler ve göğüslerinin gergin olduğundan yakınırlar. Eriyen dikişler kullanıldığından dikiş alma işlemi yoktur.

İlk 2 hafta sonra uzun yürüyüşler, 3 hafta sonra koşuya başlanabilir. Kolların kullanıldığı fitness, tenis gibi sporlara 4. haftadan sonra başlanabilir.

Genellikle 1-2 ay göğüsler olduğundan %30 daha büyük dururlar. Bunun sebebi cerrahi şişliklerdir. Bunların geçmesi ve memenin tam şeklini alması üçüncü ay civarında olur.