MEZOTERAPİ / MEZOLİFT

Mezoterapi, özel üretilmişve içinde cilt ve cilt altı dokularının iyileşme ve onarılmasına katkıda bulunan maddelerin ince ve kısa iğne uçları kullanılarak mezodermal dokuyu uyarmaya dayalı bir yöntemdir . Mezoterapi ayrıca vücudun diğer bölgelerinde var olan ve şikayet etmenize yol açan hastalıkların, ağrıların, yaraların ve  yara izlerinin tedavisi  içinde uygulanan son derece etkili ve güvenli bir uygulamadır.

Mezoterapi tedavisinden önce beslenmeye dikkat edilmesi gerekir. Örneğin yüksek protein içeren gıdalardan, alkol ve kafeinden uzak  durmak,  grip ve soğuk algınlığında kullanılan ilaçları kullanmamak gereklidir.

Mezoterapi tedavisinin etkileri genelde uygulandığı bölgeye göre değişiklik gösterir. Şöyle ki; mezoterapiyi göz altı torbalarınız için uygulatmış iseniz daha birinci seansta etkisini görürsünüz ancak selülitlerden kurtulmak için veya bölgesel yağlanmalardan kurtulmak için uygulatmış iseniz 5-7 seans beklemeniz gerekir.

Mezoterapi tedavisi gerek sağlık açısından gerek estetik görünüm açısından birçok alanda kullanılmaktadır.

  • Eklem ağrılarının, boyun ve bel fıtığı başlangıcı tedavisinde
  • Spor yaralanmalarının tedavisinde
  • Selülitlerin ve varislerin tedavisinde
  • Bölgesel zayıflamalarda
  • Saç dökülmesini önlemede
  • Yara izleri, ve cilt çatlaklarının tedavisinde
  • Cilt yaşlanmalarının önlenmesinde.

Mezoterapi tedavisinde  elde edilen başarı, yaptırdığınız bölgeye ve tedavi sürecine bağlıdır. Selülit tedavisi için yılda en az altı kez tedavinin tekrarlanması  gereklidir.

Mezoterapi tedavisi genelde sağlıklı olmak şartıyla 16 yaş ile 75 yaş arasındaki herkese uygulanabilir.

Mezolift ile kırışıklık tedavisi hem yaşlanmayı geciktirici (anti-aging) hem de yaşlanma süreci içinde oluşan kırışıkların giderilmesini sağlar.. Boyutları çok küçük de olsa vücuda giren iğneler nedeniyle belli bir ağrı duyulacağı beklenmesine rağmen uygulama çok hızlı olduğundan ağrı duyusu fazla rahatsız etmez.

Yılda bir kez ortalama 4-6 seanslık bir kür olarak verilebilir. Bu uygulamanın sıklığı, kişiye göre değişmekle birlikte 10-15 gün ara ile 2 veya 3 seans ile başlayıp, sonra ayda 1 olacak şekilde 6 seansa tamamlanabildiği gibi direkt olarak her 1-2 ayda bir tek seans olarak da uygulanabilir.

SAÇ MEZOTERAPİSİ

Skatriyel (kalıcı saç kaybı) olmayan saç kayıplarında saç mezoterapisi ile çok iyi sonuçlar  alınmaktadır. Tedaviye başlamadan önce ayrıntılı saç ve saçlı deri muayenesi, laboratuar tetkikleri yapılarak saç dökülmesinin nedeni tespit edilir. Saç dökülmesi için yapılan mezoterapi 3 haftada bir sıklıkta 3-6 seans olarak planlanır. İlerleyen seanslarda seans araları açılarak sayı arttırılabilir.

  • PRP ( Kök Hücre) TEDAVİSİ

    PRP ( Platelet rich plasma ) kişiden alınan az miktardaki kanın özel işlemlerden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen “trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazmanın” yine aynı kişiye cilt altına geri verilmesidir.

    PRP vücutta enjekte edildiği bölgelerde kök hücreleri uyarıp aktif hale geçirirerek dokuların yenilenmesine yardımcı olan bir sistemdir. Ciltte oluşan kırışıkların düzelmesi, çöküntülerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak ve saç dökülmesi tedavisinde tek başına veya diğer tedavilere yardımcı olarak kullanılabilir.

    Uygulama yaklaşık 30 dakika kadar sürer. Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. 3 – 4 uygulamadan sonra kalıcı bir belirgin etki görülür. 15-30 gün arayla yapılacak 3 –  4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Hafif bir rahatsızlık hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP uygulaması hasarlı dokunun onarımı için onarımı başlatan ve uyaran bir faktör olarak trombositlerin kullanılması yöntemidir.  PRP uygulamasında kişiden az miktarada 10-20 ml kan alınır, santrifüj cihazında trombositler  ayrıştırılır. Ayrıştırılan trombositler özel tüpün içersinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün (PRP) dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır.

PRP tedavi süreci yaklaşık 10 dakikalık bir uygulamadır.

PRP mezoterapi veya dolgu yöntemiyle (MEZO- PRP ) kombine olarak deri altına verilebildiği gibi bir maske yardımıyla da uygulanabilir.

PRP uygulamasında olumlu etki uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ile ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı bir etki belirgin hale gelir. Aslında nihai bir sonuç elde etmek amacıyla cildin yıpranma durumuna göre 3 hafta aralıkla en az 3 enjeksiyon yapmak gerekir. Daha sonra da her 6-12 ayda bir uygulama yapılması sonuçların korunmasına olanak verir.

PRP uygulamasının en önemli avantajı; sağlanan gençleştirici etkinin dolgu ve benzer uygulamalarda elde edilen etkiler gibi sadece belirli alanlara yoğunlaşmış olmaması, derinin daha büyük bir bölümüne yayılması ve daha kalıcı olmasıdır. Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir. Kaybolup gitmez.

Bu uygulamada hastaya kendi kanından üretilen bir materyal (PRP) verilmektedir. Yapılan işlem basitçe yara iyileşmesi sürecini başlatmak ve hızlandırmaktır. İstenmeyen bir etki ile karşılaşma olasılığı yoktur.  PRP uygulaması maske dışında enjeksiyonla yapılır. Kan alınması esnasında duyulan rahatsızlıktan daha büyük boyutta bir acı hissi beklenmez. PRP ile mezoterapi uygulaması(MEZO – PRP) çoğunlukla derinin hemen altına yapılır, deriye hacim kazandırmak içinse daha derin uygulama yapmak gerekir, ancak bu uygulamalarda dışarıdan sürülen anestezik kremler acı hissini engeller.

Kozmetik amaçlı PRP uygulaması birçok beklentiyi karşılayacak özelliklere sahiptir. Çünkü; Uzun etkilidir, Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır. Kolay ve güvenli biçimde uygulanır. Sadece yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler. Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi “doldurarak” değil “gençleştirerek” giderir. İlk uygulamadan sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için ardışık uygulamalar yapılmalı ve genleştirici etkinin yığılmasını sağlamalıdır. 3 veya 4 uygulamadan oluşan kürler her 10-12 ayda bir kez tekrarlandığında kalıcı sayılabilecek kadar uzun etkili bir gençleştirici etkisi sağlanmış olacaktır.

PRP ile SAÇ TEDAVİSİ

Saç dökülmesi ve saçlı deride meydana gelen diğer bozuklukların belli başlı sebepleri mevcuttur. Bu sebeplere geçmeden önce sağlıklı saç köklerinin nasıl oluştuğunu ve PRP Tedavisinin dayandığı birtakım temelleri incelemek gerekir.

Sağlıklı bir saç kökünün devamlılığını sağlayabilmesi için doğru malzemelerle ve yeteri miktarda beslenmesi şarttır. Saç köklerini besleyen kılcal damarlar kan dolaşımı ile ihtiyaç duyulan yapılandırıcı maddeleri saç köklerine taşırlar. Günümüzde ne yazık ki saç köklerinin ihtiyaç duyduğu beslenmeye engel olacak pek çok faktör mevcut. Bunları kişisel ve çevresel faktörler olarak ayırabiliriz. Kişisel faktörlerin başında genetik etkenler, dolaşım bozuklukları ve yaşlanma gelirken, çevresel faktörler sigara kullanımı, dengesiz beslenme, kullanılan kozmetik ürünlergibi konularda değerlendirilebilir.

PRP ile Saç Tedavisi bu olumsuz koşulların oluşturmuş olduğu saç dökülmesi, yağlanma, kepeklenme gibi problemleri kişinin kendi kanında mevcut olan onarıcı maddelerin saçlı bölgeye transfer edilmesiyle yok etme esasına dayanır. Kanda yer alan ve büyüme faktörü (growth faktör) olarak adlandırdığımız bu onarıcı ve yapılandırıcı malzemeler, ayrıştırılıp saçlı deriye enjekte edilir.  Bu ayrıştırma kişiden alınan 10cc gibi az bir miktar kan santrifüj cihazına yerleştiriliyor. Cihazın yüksek devirde çalışması neticesinde elde edilen iki önemli madde – PRP(Platelet Rich Plasma) ve PPP (Platelet Poor Plasma) – açığa çıkar. Platelet yönünden zengin olan bu maddeler tam da saç köklerinin ihtiyacı olan yeni hücre yapılandırmasını, verimli kan dolaşımını ve hızlı beslenmeyi sağlıyor.

Bu yapılandırma sayesinde yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü beslenmesi duraksamış ya da tamamen durmuş saç köklerinin yeniden aktive edilmesi sağlanıyor.

PRP tedavisinin şimdiye kadar gerçekleştirilen enjeksiyonlu diğer tedavilere oranla en büyük farkı etkilerini ilk seansla birlikte göstermesidir. Sağlıklı saçlara ve saçlı deriye sahip olmanın bir göstergesi tabi ki saç dökülmesinin son bulmasıdır. Ancak genetik etken gibi bazı saç dökülmesi durumlarında dökülmenin çok daha ileri ki yaşlarda yaşanması da tedavinin amacı kapsamındadır. Bunu 2 yılda kaybedilmesi beklenen saçların ömrünü 8-10 yıla kadar uzatmak şeklinde örneklendirebiliriz. Tedavi sonuçlarının ise tatmin edici düzeyde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.