PRP ile Saç Tedavisi bu olumsuz koşulların oluşturmuş olduğu saç dökülmesi, yağlanma, kepeklenme gibi problemleri kişinin kendi kanında mevcut olan onarıcı maddelerin saçlı bölgeye transfer edilmesiyle yok etme esasına dayanır. Kanda yer alan ve büyüme faktörü (growth faktör) olarak adlandırdığımız bu onarıcı ve yapılandırıcı malzemeler, ayrıştırılıp saçlı deriye enjekte edilir.  Bu ayrıştırma kişiden alınan 10cc gibi az bir miktar kan santrifüj cihazına yerleştiriliyor. Cihazın yüksek devirde çalışması neticesinde elde edilen iki önemli madde – PRP(Platelet Rich Plasma) ve PPP (Platelet Poor Plasma) – açığa çıkar. Platelet yönünden zengin olan bu maddeler tam da saç köklerinin ihtiyacı olan yeni hücre yapılandırmasını, verimli kan dolaşımını ve hızlı beslenmeyi sağlıyor.

Bu yapılandırma sayesinde yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü beslenmesi duraksamış ya da tamamen durmuş saç köklerinin yeniden aktive edilmesi sağlanıyor.

PRP tedavisinin şimdiye kadar gerçekleştirilen enjeksiyonlu diğer tedavilere oranla en büyük farkı etkilerini ilk seansla birlikte göstermesidir. Sağlıklı saçlara ve saçlı deriye sahip olmanın bir göstergesi tabi ki saç dökülmesinin son bulmasıdır. Ancak genetik etken gibi bazı saç dökülmesi durumlarında dökülmenin çok daha ileri ki yaşlarda yaşanması da tedavinin amacı kapsamındadır. Bunu 2 yılda kaybedilmesi beklenen saçların ömrünü 8-10 yıla kadar uzatmak şeklinde örneklendirebiliriz. Tedavi sonuçlarının ise tatmin edici düzeyde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

LAZERLE KILCAL DAMAR TEDAVİSİ

Kuru ve hassas bir cilde sahip olmak başta olmak üzere bazı diğer  faktörlerden kaynaklanan yüz bölgesinde ve uzun süre ayakta durmanın yanıda genetik ve damarsal yapılardan kaynaklanan bacaklardaki kılcal damar genişlemeleri (Telenjiektazi), hem sağlık açısından hem de estetik olarak önemli bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Tıpta kullanılan lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde artık kılcal damar genişlemeleri lokal anestezi kullanılmadan 1-6 seansta tedavi edilebilmektedir.

Yüz ve özellikle bacaklardaki kılcal damar çatlamaları, deri yüzeyine yakın, genişlemiş damarların görünür olması anlamına gelir. Yanaklar, burun kenarları ve çene kılcal damar çatlamalarının en sık görüldüğü yerlerdir.

Yüzdeki kılcal damar şikayeti toplumlarda yaklaşık %15 oranında görülür. Genellikle açık tenli insanlarda ortaya çıkar. Yüz bölgesinde, kılcal damar şikayetleri 0,1-1 mm çaplı ince damarların artışı şeklinde ortaya çıkabilir. Yüz bölgesinde görülen kılcal damar şikayetleri, en çok hassas cilt yapısına, güneş ışınlarının hasarına, rozasea hastalığına, metabolik ve romatizmal hastalıklara, aşırı östrojen, alkol, kronik kortizon kullanımı, travma veya genetik hastalıklara bağlı olabilir.

Bacaklardaki kılcal damar çatlamaları  diğer tedavilerden farklı olarak fazla zaman harcamadan istenmeyen damarları ameliyatsız yok eden devrim niteliğinde bir yöntemdir. Lazer tedavisi hızlı, kolay ve etkili bir yöntemdir.

Uygulamada özellikle kırmızı,koyu mavi,  mor renklerde başarı daha fazla olur.  Tedavi süresi, yapılan alanın büyüklüğüne göre değişir ve genellikle kısadır. Uygulama sırasında hafif bir ağrı hissedilir. Lazer sırasında damarın solduğu ve küçüldüğü görülebilir. İşlem sonrası günlük aktiviteye dönülebilir. Sıcak banyodan ve aşırı sıcaktan uzak durulmalıdır. Uygulama yapılan alanda geçici kızarıklık oluşabilir. 1 hafta kadar süren geçici kahve renkli koyulaşma gözlenebilir.

Lazerle kılcal damar tedavisi her hastanın lezyonlarına göre kişiye özel planlanmalıdır. Farklı hastalarda lezyona göre lazer enerjisinin dozu kişiye özel ayarlanır ve seans aralıkları bir kaç haftadan bir kaç aya kadar değişebilecek şekilde yine kişiye özel ve lezyonun özelliklerine göre belirlenir.